VORARLBERG ALEVI CEM KÜLTÜR MERKEZİ

Son güncelleme 08 Ocak 2012 by Administrator


Alevi İslam anlayışı; İslamiyet’in Kuran’a dayalı, Hz. Muhammed’in buyruklarına göre İslam’ı evrensel boyutuyla yorumlayıp, insanlığa yeni kapılar açan büyük düşünce felsefesine yol veren, ilahi Tasavvuf anlayışı ile hayat bulan bir inanç bütünlüğüdür.

Hiçbir şekilde ırk, renk ve cinsiyet ayrımı yapmaksızın, yeryüzünde yaşayan tüm insanların, hatta tüm canlıların yüce yaratanın tecellisi olarak görülmesi, ilkesinden hareketle, tüm yaratılmışların aynı kutsal değerde olduğunu savunan ince tasavvuf anlayışında yaşamın anlamı; kâinatla beraber tüm canlılar, Tanrı’nın özünden yaratılmıştır.

Bu nedenle hiçbir şekilde, hiçbir insanın, hiçbir canlının bir diğerine üstünlüğü söz konusu olamaz. Her şey birbirini tamamlar. Alevi İslam anlayışı; Hoca Ahmet Yesevi, Ebul Vefa, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Mevlana, Pir Sultan Abdal ve Anadolu erenleri, Kuran’ı en iyi yorumlayan hikmet sahibi velilerin görüşlerinden ilham alarak, hayat alanı bulmuştur. Anadolu’yu İslamlaştıran bu yorumdur.

Anadolu’dan da Balkanlara ve Budapeşte ye kadar giden İslam anlayışıdır. Kuran-ı Kerim’in Maveraünnehir’deki Türk kavimlerince uygulanan, yorumlanan oradan da göçler yoluyla, yol boyunca gördüğü güzellikleri de içerisine katarak, Anadolu’da serpilen gerçek kimliğini bulan ve Viyana’ya kadar giden İslam anlayışının adıdır. Alevilik; bu anlayışı ile, özünü insan sevgisinde bulan, Tanrının insanda tecelli ettiğine, Tanrının zerresinden oluştuğuna inanan, İnsanı incitenin, Tanrıyı incitmiş gibi sayılacağına, Tanrının tüm âlem Tanrısı, Kuran’ın tek muhatabının insan olduğuna, “Yasin!” yani “ey insan” diye hitap edip, insanın rengine, ırkına, kavmine göre ayrımın yapılmadığı ve herkesi kucakladığına inanmanın adıdır.